londra, ingiltere
Bir konferans sebebiyle yolum Glasgow’a düştü. Bu arada Londra’yı da görmüş oldum. Pek gezme fırsatım olmamasına rağmen, gördüklerim bana yetti. Özetle Londra’yı çok beğendim. Tek problem sadece akşamüstü gezme şansım oldu. Bir çok yeri göremedim, aslında nerdeyse hiçbiryeri göremedim. Umarım başka zaman. Benim mal lensimle de tuvaletten ilerisine gidilmezmiş, gece foto çekilmezmiş, bir kere daha tecrübe etmiş oldum. İlk fotolar Glasgow-Londra arasında tren camından çektiğim ne çıkarsa bahtıma fotolar.
Londra şehir içinden.
Gece fotoları. Bunları biraz kayık çekmişim, lense küfretmekten, nere sabitlesem diye uğraşmaktan, ancak…
Not: Bu postu windows Live Writer ile yazdım acayip kolay oldu. WordPress in aptal arayüzüyle uğraşmak istemeyenler için harika bir kolaylık. Özellikle resim eklemek hiç dert değil.
boston
6 ay once cektigim Boston fotolari. bugune kismetmis.
Ilk foto sehir merkezinde Boston un istiklali. Ikinci foto MIT muzesinden, ve ucuncusu MIT nin onunden. Gitmisken bi havasini soluyayim demistim belki biseyler gecer. Manzara resminden sonraki de boston merkezinde bi kilise. Genelde Millet kilisenin, yanindaki gokdelen uzerindeki yansimasinin fotosunu cekiyormus ama bana gokdelenin 2 boyutlu goruntusu ilginc geldi.






tatil
Uzun zamandan sonra su bloga birkac foto koyayim dedim. Aslinda bana oyle geliyor ki, benim butun blog yazilarim “uzun zamandan sonra” diye baslayacak ya neyse. Bu zaman araliginda blogun izlenme istatistiklerini gorunce dona kaldim. Istatistiklere bakilirsa erken kalkan benim bloga girmis. Ne bulmuslar anlamadim. Siz diyin 500 bin ben diyeyim 1 milyon hit almis blog sayfam. Nazar degmesin, masallah diyeyim. Bu kadar geyikten sonra bi kac tatil fotosu ekledim, yine hepsi sacma sapan seyler oldu. Ilk fotolar Guvercinlikten, sonra bi kac tane de Bodrum kalesinden cektiklerim var. Bir tane pazar da cektigim foto var oradaki traktore bayildim sadece. Gerisi de hikaye. Bodrum zaten guzel yer. Ben ne kadar icine etmeye ugrassam da hala guzeldir.








isimsiz
Benim evden gunesin batisi cok guzel gorunuyodu, hic bi foto cekmezken dedim bunlari bi cekeyim, uzun zamandir istiyordum. Ilk foto benim balkondan gunesin batisi, bazen hakkaten cok hos renkler olusuyor. Ben ne kadar resimleri hala renk ayarlamasini yapamasam da koydum oylesine.

Bu benim omrumun yarisinin gectigi masa. Dedim bi cekiyim fotografini, gurbette bi masam vardi, bi de ben vardim, gerisi de teferruatti derim dedim.

Bide gecenlerde air race denen bi nane vardi her ne kadar sonuna yetissem de bir kac tane foto cekmistim, onlarida koyim dedim.


Heyt!
Ve nihayetinde, on milyon kere blog yazmaya niyetlenip, beş milyon blog sitesinde hesap açıp, hiç bişey yapmadan dururken, son bi gazla bi blog yazmaya başladım bakalım. Buraya koyacağım şeyler genelede saçma sapan olacağından blogun adını Saçma Sapan koydum, aslında scma spn daha dogru olurdu ama neyse. İlk olarak cumartesi gecesi eve giderken üniversiteden ve yoldan bi kaç bi şey çektim. Yorumlarınıza…
Bu benim oda. Benim masanın hangisi olduğunu söylememe gerek yok herhalde.

Bu da cumartesi gecesi okuldan bi kesit, bi ben deli olduğumdan kimse yok etrafta.

Bu cumartesi gecesi burada bi garip oluyo millet. Erken kalkan akşam dışarı atıyo kendini, bi b.k varmış gibi. Bunu otobüsün camından çektim. niyese benim hoşuma gitti bu foto. Benim gölge olmasaymış daha iyi olurmuş ama yapacak bişey yok.

Bu da ben. Ya benim iğrenç lensim gece gece anca bu kadarına izin veriyor ama RAW ı tutan yok. Bu foto aslında acayip gri bişeydi ve daha güzeldi bence, fotosop RAW ayarlarinda auto yapinca kabak gibi ortaya çıkardı beni.
Millet ayna kullanırken bendedim otobüs camından çekeyim kendimi ama anca bu kadar oldu.
Yorumlar (2)

